faset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2019 Cumartesi

Elmas nasıl kesilir?


Elmas, bildiğimiz gibi doğada bulunabilen en sert maddedir. Bundan dolayı da elmasın ancak başka bir elmasla kesilebileceğinden bahsetmiştik zaten. Ama elmas kesim teknikleri sürekli kendini geliştirmektedir. Elmas değerli bir maden olduğu için ona zarar vermeden, değerini düşürmeden ve en az fireyle nasıl kesilebileceği üzerine durmadan çalışmalar yapılmıştır. En eski tekniklerden günümüze elmasın nasıl kesildiğini inceleyelim.


Elmas işlendikçe düz yüzeylere kavuştukça parıltısının arttığı fark edilmiştir. Bunun için de elması farklı tarzlarda kesip ışıltının daha da yükseği sürekli aranmıştır. Peki, dünyanın en sert madeni nasıl kesilebilir? Evet, elması ancak başka bir elmasın kesebileceğini biliyoruz ama elması oluşturan karbon arasında dilinim dediğimiz bir yön vardır. Bunu kabaca, kağıtları nasıl ki bir yönden yırtarken düzgün bir yol izlediği ancak farklı bir yönden yırtarken kıvrılarak gittiğine benzetebiliriz. Ama elbette ki elmasın kağıttan çok farklı olduğunu ve onu kesmenin o kadar olmadığını unutmayalım.
Ham elmas kesim ustası tarafından incelenerek içinden nasıl bir taş çıkacağını ve diliniminin yönünü belirler.

 Ham elmasın kesim ustası tarafından incelenmesi


İncelemesini bitirdikten sonra karar verdiği kesme yönünü işaretleyerek kesim işlemine geçer. İşaretlenen yerden taşa ince uçlu sert bir kesici tutturulur ve ufak bir darbe ile taşın o doğrultuda yarılması sağlanır. Bu işlem ciddi bir tecrübe ve hassaslık gerektirir. Bu kesilen yüzey taşın tablası olacak şekilde kesime devam edilir.

Elmas kesiminin aşamaları


Teknolojiyle elmas kesim işlemi elbette ki insan hatasını en aza düşürecek hale geldi. Artık bilgisayar programları ham elmastan nasıl bir pırlanta çıkacağına dair bilgiler veriyor. Kesim yönüne karar verildikten sonra artık yarma işlemi yerine lazerle kesim yapılmaktadır. Lazerle taşın ana formu da oluşturulabilmektedir. Daha önceki teknikte ise rondist denilen taşı yuvarlaklaştırma işlemi yapılmaktaydı. Elmaslar birbirine sürtünerek yuvarlaklaşır. Oradan sonra da artık fasetlerin oluşturulması kalır. Yüzeyi elmas tozlarından oluşan dönen diske taş belli açılardan temas ettirilerek tabiri caizse zımparalanır. Farklı açılardan yapılan bu işlemde yedirilerek bütün fasetler oluşur.

Elmas fasetlenirken ayrıca dikkat edilmesi gereken bir konu da taşa uygulanan basınçtır. Pırlantalarda sıkça gördüğümüz izlerden birisi yarıktır. Yarıklar elmasın oluşumu veya kesimi esnasında maruz kaldığı basınçtan dolayı oluşan yüzeyden taşın derinine olan açılmalardır. Pırlanta kesilirken yarıklar oluşursa VS kalitesindeki bir taş SI sınıfa rahatça düşebilir. Fasetleme esnasında taşa uygulanan basınca o yüzden dikkat etmek gerekir. Pırlantanın bir faseti oluşturulurken diskte fazla kalırsa fasetin boyutu büyüyebilir ve taşın simetri kalitesi de düşebilir. Öyle bir hataya düşmemek için de fasetleme işlemi kısa kısa yapılır, arada kontrol edilir. Aslında bir burada kabaca bahsediyoruz bu konudan. Dünyanın en sert maddesinin intizamlı kesildiğini düşünürsek zaten ne denli ince ve zahmetli bir iş olduğunu anlayabiliriz. Dünyanın en büyük elmaslarını anlatırken kesim işleminin aylar ve yıllar boyunca sürdüğünden bahsetmiştik zaten.



Elmasın modern kesim işlemi


Elmasın lazerle kesim işlemi

Pırlanta eğitimlerimize katılmak için başvuru formundan veya egitim@sinapirlanta.com mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.


29 Ağustos 2019 Perşembe

Pırlantanın Anatomisi


Pırlantanın formunu üç bölüme ayırıyoruz; taç (crown), kemer (girdle) ve külah (pavillion).

Elmasın işlenmiş her bir yüzeyine de faset denilir. Şekillerine göre de her bir fasetin ismi bulunur. Taç kısmından başlayacak olursak; 

Pırlantada en büyük fasetine “tabla (1)” denir. Tablanın etrafını çevreleyen üçgen fasetlere  “yıldız faseti (8)”, oradan da alta doğru bezel ya da şev (8) faseti ve kemerle buluşanlara ise “üst yarım ya da üst kemer faseti (16)” adı verilir. Kemerin altında üst yarım fasetlerinin hizasından aşağı doğru olan yüzeye de “alt yarım ya da alt kemer faseti (16)”, onların arasından da külah ucuna doğru olanlara ise “külah yıldızı (8)” adı verilmiştir.






Pırlanta kesimin taç kısmında 33 tane, külah kısmındaysa 24 tane faset ile 57adet fasetten oluşur. Elmas doğanın en sert maddesine olmasına rağmen elbette ki onunda kırılmaya karşı daha hassas olduğu durum ve yerleri vardır. Külah ucu da bu hassas yerlerden birisidir. Her şeyde olduğu gibi incelen bölümler daha kırılgandır. Bunun için de pırlantanın külah ucunda kırılmaya sebebiyet vermeden kesildiği görülmektedir. Külah ucunun kesildiği durumlarda da 58 tane faseti vardır diye kabul edilir. Elbette ki bunun kırılmış bir bölümü düzeltmek veya ham elmasın sivrilmeye gidecek kadar yeri olmaması gibi durumlarda yapıldığı da bilinmektedir. Burada önemli olan külah ucundaki fasetin boyutudur. Belli bir ölçüye kadar olanlarda bir etki farkı görülmezken faset büyüdükçe de kesim kalitesinde sınıfı değişir.

Marcel Tolkowsky’nin 1919 yılında tasarladığı “Full Cut Brilliant” bizim pırlanta olarak tanımladığımız bu form, o dönem için büyük bir buluştu. Pırlantanın maksimum parıltılı formu olarak tanıtıldı. Ancak ilerleyen zamanlarda daha farklı kesim tarzları da gündeme geldi.



           1940 yılında geliştirilmiş olan                                                         1949 yılında geliştirilmiş olan
          86 fasetten oluşan - King Cut                                 102 fasetten oluşan – Magna Cut


               




 











Başlıca örnek olarak bu iki kesimi sunabiliriz ancak pırlanta kesim üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Evet, pırlanta kesimden daha parıltılı formlar elde edilmiştir ancak faset sayısı arttığı ve faset boylarının küçülmesiyle pırlantanın o yalın şıklığı kaybedildiği için bu kesimler tutulmamıştır.



Tolkowsky’nin 1919’daki kesim tarzı Amerika Birleşik Devletlerinde ideal kesim kabul görür. Zaman içerisinde farklı kesim tarzlarının aranmasının yanı sıra elde olan ideal kesimin üzerine geliştirme çalışmaları yapılmıştır. 1926’da Johnson ve Roesch bu adımı atanlardır. Yaptıkları çalışma kalıcı bir hal almasa bile başkalarına örnek olmuştur. 1939 yılında Eppler’in tecrübesiyle geliştirdiği kesim oranlarıyla parlaklık artmıştır ve Almanya’da pırlanta kesim standardı olarak kabul görmüştür. 1951 yılında Parker’ın çalıştığı kesim oranlarında yansıma artarken dispersiyon düştüğü için pek kabul görmemiştir. 1968 yılında da İskandinav standardı olarak tanıtılan ve İskandinav ülkelerinde kabul gören bir kesim oranları da ortaya çıkmıştır. 1972 yılında ise matematiksel olarak maksimum parlaklığın elde edildiği Eulitz oranları bulunmuştur.



Pırlanta eğitimlerimize katılmak için başvuru formundan veya egitim@sinapirlanta.com mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Tektaş Yüzük Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

Bir tektaş yüzük alırken dikkat edilecek pek çok husus vardır. Şimdi bu konuları biraz ele alalım. Tektaş yüzük günümüzde evlenme teklifl...